Ürettiğimiz İş ve Fikirlere Farkında Olmadan Aşırı Bağlanıyoruz

Hep aynı hatayı yaptım. Fikirlerime ve ortaya koyduğum şeye hep olması gerekenden fazla değer biçtim, gözümde çok değerli ve toz kondurulamaz hale getirdim. Bende böyle bir durum olduğunu fark ettiğim dönemde, aslında aynı sorunun herkeste mevcut olduğunu gözlemledim. Bir grafiker, yazar, fotoğrafçı veya müzisyen saatlerce uğraşıp ortaya bir şey çıkardığında en zor olan şey hatalarını görebilmesi ve kabullenmesidir. Kendi eserine bir başkasının gözüyle bakabilmek zordur. Çoğu kez, bir başkasının gözü eser sahibine güven vermez. Eleştiriyi kabullenmesi zordur.

Öğrenme sürecinin dört aşamada gerçekleştiği konusunda genel bir görüş vardır. Bu aşamalar;

  1. Bilinçsiz yetersizlik
  2. Bilinçli yetersizlik
  3. Bilinçli yeterlilik
  4. Bilinçsiz yeterlilik

Bir şey öğrenmeye başladığımızda o konu hakkında hem yetersiz oluruz, hem de yetersiz olduğumuz konusunda bir bilince sahip olmayız (farkında olmayız). Bu aşamada ortaya koyduğumuz fikir, eser ve ürünler aslında yetersizdir. Çevreden gelen eleştiri ve yorumlara ya karşı çıkar, ya da belli bir noktadan sonra kabullenmeye başlarız.

Yeterince tecrübe sahibi olduğumuzda (belki yıllar içinde) artık yetersiz olduğumuz konusunu kabulleneriz ve ikinci aşamaya geçeriz. İşte gelişme süreci aslında budur. Ben kendimi çoğu konuda halen 2. aşamada görüyorum çünkü hayalimdeki “yeterlilik” seviyesine halen ulaşabilmiş değilim. Son adım çok ilginç: Kişi yeterlidir ancak sağı solu belli olmaz (yaşı büyük üstadları düşünebilirsiniz). Her an her şeyi yapabilir!

Yüksek özgüven ne kadar riskliyse, düşük özgüven de o kadar risklidir. Hatalarımı görüyorum derken kendimizi ezik bir hale sokmanın da anlamı yok. Hayati mesele dengeyi yakalayabilmek.

Son yıllarda değer verdiğim işlerde çok titiz davranıyorum. Huyumu bildiğim için olabildiğince dengeli, kendini beğenmişlikten uzak davranmaya çalışıyorum. Eksik olduğumun her daim farkındayım. Gelişmek için eksik olmaya da muhtacım. “Ben artık oldum” demekten çok korkuyorum. Her gün “bugün kendim için şunu yaptım ve bunu tecrübe ettim” diyerek uyuyabiliyorsam huzurlu hissediyorum. Mütevazı olmak (olmaya çalışmak değil, olmak) büyük bir ilaç.

Manevi açıdan huzurlu olabilmenin yollarından biri de maddiyata aşırı bağlı olmamaktır. Elde ettiğim ve ürettiğim her şeyin bir anda yok olabileceği ihtimalini her zaman düşünüyorum. Elde ettiklerim olmadan ne yapardım sorusu her zaman aklımda. Hiçbir şeye aşırı bağlanmama konusunda gayret ediyorum. Umarım bu konuda başarılı olurum.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir