Kararsızım: Uzun Yazmak mı, Kısa Yazmak mı?

Hızlı tüketim devri internet alışkanlıklarımız için de geçerli olmaya başladı. Bilgiye o kadar hızlı ulaşmak istiyoruz ve o kadar az vaktimiz var ki, birkaç paragraf yazı içeren web sayfasına girdiğimizde iki cümle ya okuyor ya okumuyoruz. Bu blogu devam ettirmemdeki en büyük endişe tam olarak bu.

Bir konuyu çok iyi biliyor, yüzlerce satır döktürmüş olabilirim. Peki okuyucu gerçekte bu bilgilerin ne kadarını istiyor? Veya bu bilgileri en az kaç cümlede kapmak istiyor. Upuzun bir yazı içinde görsel veya video olsa, okuyucunun dikkatini sadece onlar mı çeker? Çocukken okumak zorunda olduğumuz kitapların sadece resimli sayfalarına bakmak alışkanlığımız, büyüyünce de devam mı ediyor?

Pekala, çok fazla okuyucu gözünden bakmış olabilirim. İşin bir de, “istediğini yaz, kimse okumasa bile sen kendi içini dökmüş, en kötü yazma kabiliyetini biraz tazelemiş olursun” kısmı var. Kimsenin okumadığı günlükleri yazmanın da olayı biraz bu değil miydi?

Ben bu blogta kafamdaki şeyleri mümkün olduğunca kısa anlatmaya gayret edeceğim. Modern internet alışkanlıklarımızın uzun yazıları kaldırmayacağını düşünüyorum. Sadece okuyucu açısından değil, kendi zamanımı da “her gün yaz, ama az yaz” mantığı ile harcamayı düşünüyorum.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir